"Avucumda bir kuş varmışçasına sevdim seni. Öyle hassas, öyle narin, öyle aklı başında..."
"Bu aralar avareyim.— Artem
Bardakta soğuyor çayım,
Bir nefes almadan bitiyor sigaram.
Farkındayım!
Seni çok özledim…"
Başlangıç ve Gölge, sevginin bir yaraya dönüştüğü yerde başlar. Artem için aşk, artık bir hatıradan ibarettir. Ancak bazı hatıralar insanı terk etmez, büyür ve büyüdükçe büyüler.
Şehir soluktur, günler ağır, geceler ise konuşmak ister gibi uzun. Artem için dünya, netliğini çoktan yitirmiştir. Soğuk sokaklar ve bitmeyen gri günler, onun iç dünyasının dışa vurumudur. Sara'nın yokluğu, Artem'in hayatında çok derin bir boşluk bırakır.
Bu boşluğun kıyısında Daria vardır. Yaklaştıkça uzaklaşan, baktıkça derinleşen bir sır gibi. Ne tamamen aydınlık ne de bütünüyle karanlık…
Roman boyunca okur, Artem'in kalbiyle zihni arasında sıkışıp kalır. Her sahnede gerçeklik biraz daha belirsizleşir. Anılar, yaşanmış olanla hayal edilen arasında yer değiştirir. Final yaklaştıkça anlatı, okuru da Artem'le birlikte daralan bir bilinç alanına çeker. Bu roman, asıl gölgenin dış dünyada değil, insanın kendi içinde büyüdüğünü fısıldar...
"Her başlangıç bir gölge taşır. Geçmişin gölgesi, geleceğin ışığını arayan bir yolcunun tek yoldaşıdır."
— Başlangıç ve Gölge
Kitap hakkında sorularınız, imza günleri ve etkinlikler için bizimle iletişime geçebilirsiniz.